Hikayeler

Geçmişin Çatlakları

Elif, sabahları aynaya baktığında, yansıyan görüntüde kusursuzluğa yakın bir simetri görüyordu. Mimar olarak edindiği o özgüvenli duruş, düzenli sporun şekillendirdiği ince fiziği, her daim özenle taranmış kumral saçları ve en önemlisi, gözlerindeki o dingin ifade… Yaşadığı daire de, işi de, hatta eşi Can ile olan ilişkisi de bu simetrinin bir parçasıydı. Her şey olması gerektiği

Geçmişin Çatlakları Read More »

İçimdeki Puslu Pencere

Elif, gökdelenin 35. katındaki geniş ofisinin camından puslu İstanbul siluetine bakarken, elindeki sıcak çaydan bir yudum aldı. Mükemmel düzenlenmiş, minimalist masası, ödüllü tasarımlarıyla dolu vitrinler ve şehrin ayaklarının altında uzanan sonsuzluğuyla, hayatta her şeye sahip olması gereken bir kadının manzarasıydı bu. Ama pencerenin ardındaki şehir gibi, Elif’in ruhu da pusluydu, içindeki boşluk, başarının gürültüsünde bile

İçimdeki Puslu Pencere Read More »

Yalıdaki Gölge

Ayaz’ın elleri, köhne atölyenin soğuk demirine değdiğinde, babasının yılların yorgunluğunu taşıyan avuçlarını hissederdi adeta. Kokusu, pas, yağ ve alın teri karışıktı. Babası Ahmet Usta, mesleğini bırakalı yıllar olmuş, dükkan sadece anıların paslı köşesi olarak kalmıştı. Ayaz ise şehrin en prestijli mimarlık ofislerinden birine, Soylu Mimarlık’a kabul edildiğinde, o köşelerden çok uzaklara savrulacağını hayal etmişti. Hayal

Yalıdaki Gölge Read More »

Taşın Altındaki Gölge

Deniz kokusuyla karışık hafif bir rüzgar, Selim Arıkan’ın yüzüne çarptığında, yıllardır kalbinin derinliklerine gömdüğü bir sırrı bir anlığına yüzeye çıkardı. Sahildeki o bankta oturmuş, elindeki mimarlık dergisinin sayfalarını çevirirken, çocuklarının neşeli çığlıkları bile zihnindeki o uğultuyu bastıramadı. Ayşe, eşi, yanına gelip koluna dokunduğunda irkildi. “İyi misin Selim? Dalıp gitmişsin.” Sesindeki endişeyi fark etti. “İyiyim hayatım,

Taşın Altındaki Gölge Read More »

Gümüş Locketin Sırrı

Zeynep, elindeki üniversite ders kitabının sayfalarında gezinirken, gözleri aslında pencereden dışarıdaki yağmurlu İstanbul manzarasına takılmıştı. Yağmur damlaları camı nazikçe dövüyor, şehrin gürültüsünü boğuk bir melodiye çeviriyordu. Kırkına merdiven dayamış, Edebiyat Fakültesi’nde öğretim görevlisi olan Zeynep’in hayatı, dışarıdan bakıldığında düzenli, hatta tekdüze denilebilecek bir akışa sahipti. Oysa içinde, babasının erken yaşta ölümüyle kapanmış, üzeri kalın bir

Gümüş Locketin Sırrı Read More »

Yitik Yaratım

İstanbul’un Tarihi Yarımada’ya nazır, Galata’nın daracık sokaklarından birinde, yüksek tavanlı, ahşap kirişli eski bir binanın üçüncü katında yer alıyordu “Yaratım Atölyesi”. Selin ve Cem, yedi yıl önce, ikisi de reklam sektörünün kurumsal devlerinden bıkmış, kendi vizyonlarını hayata geçirme ateşiyle yanıp tutuşan iki genç girişimci olarak bu atölyenin kapısını açmışlardı. Selin, kreatif zekası, detaycı ruhu ve

Yitik Yaratım Read More »

Gölgesiz Çiçekler

O sabah, pencereden süzülen güneş, Ayşe’nin hayatındaki tek kusursuz şeymiş gibi parlıyordu, oysa gölgeler çoktan duvarlarda raks etmeye başlamıştı. Yatağın kenarına oturmuş, elindeki ovülasyon testinin soluk ikinci çizgisini gözleriyle tarıyordu. Her ay aynı umut, her ay aynı hafif hayal kırıklığı. Ama bu kez farklıydı. Emre dün gece eve geldiğinde ne kadar yorgun olursa olsun, elini

Gölgesiz Çiçekler Read More »

Eylül’ün Gölgesi

Zeynep’in boşlukları vardı. Hayatında her şey yerli yerine oturmuş gibi görünse de, içinde asla dolmayacak bir oyuk taşıyordu. Özellikle kollarının içi, bazen dayanılmaz bir sızıyla yanardı. Eylül’ün yüzünü hiç tam hatırlayamadı. Hep bir sis perdesi vardı anılarının üzerinde; bulanık, uçucu, ele avuca gelmeyen. Ama kollarının boşluğu, o acı, hiç gitmedi. Tam on yedi yıl olmuştu.

Eylül’ün Gölgesi Read More »

Fısıltıların Bedeli

Ayşe, “Rüya Tasarım”ın ferah ve ışık dolu ofisinde, hayatının en büyük projesinin son rötuşlarını yaparken, kalbinde tarif edilemez bir gurur ve heyecan dalgası taşıyordu. Önündeki devasa mimari model, Ege’nin incisi olmaya aday lüks bir otel zincirinin amiral gemisi “Ege Pearl” projesinin maketiydi. Bu, sadece bir iş değil, ortağı Kaan ile birlikte yıllar süren alın terinin,

Fısıltıların Bedeli Read More »

Geç Kalmış Bir Miras

O sabah, Elif’in mükemmel düzenlenmiş hayatına gri bir zarf gibi düştü her şey. Yıllardır görmediği, hatta varlığını bile unuttuğu çocukluk arkadaşı Cem’den gelen mektup, annesi Ayşe’nin ölümünden bir ay sonra postalanmıştı. Elif, İstanbul’un kalabalık sabah trafiğine karışmak üzereyken mutfak adasındaki zarfa uzandı. Parmakları, adreste yazan Cem’in el yazısına değdiğinde, yirmi yıl önceki çocukluk anıları bir

Geç Kalmış Bir Miras Read More »

Scroll to Top