Yırtık Vesikalık
Cemil Alptekin, hayatının en iyi zamanında olmalıydı. Elinde, şehrin en prestijli iş ödüllerinden biri, yüzünde zoraki ama kusursuz bir bir tebessümle, kalabalığı selamlıyordu. Salon alkışlarla inlerken, spot ışıkları her bir parıltısını yüzüne düşürürken, gözü bir anlık loş koridora takıldı. Orada, kalabalığın gerisinde, eski, yıpranmış, adeta zamandan süzülüp gelmiş bir çift göz gördü. Gözler… Mehmet’in gözleriydi.
