Hikayeler

Mürekkep Lekesi

Zeynep, Mürekkep Kafe’nin ahşap tezgahına dirseğini dayamış, dışarıdaki yağmurun cama vuran ritmini dinliyordu. Şehrin bu telaşlı semtinde, Kadıköy’ün ara sokaklarından birinde, kafesi bir sığınak gibiydi; hem kendisi için, hem de içeriye adım atan herkes için. Kitap kokusu, taze demlenmiş kahvenin buğusu ve hafif caz müziği, Zeynep’in otuz yıldır sırtında taşıdığı sessiz yükü hafifletmeye yetmiyordu belki

Mürekkep Lekesi Read More »

Saklı Bırakılan

Elif, pencereden içeri süzülen sabah güneşinin aydınlattığı mutfakta, elindeki nane yaprağını dikkatle salatanın üzerine yerleştirdi. Her sabah olduğu gibi, bu küçük ritüel ona huzur veriyordu. Demir’le yedi yıllık evlilikleri, özenle ekilip büyütülen bir bahçe gibiydi. Her çiçeğini, her yaprağını, her detayını biliyor, seviyor ve şefkatle koruyordu. Onların bahçesi gürdü, yeşildi, cennet gibiydi. Ya da en

Saklı Bırakılan Read More »

Şehrin Gölgesinde Bir Yıkım

O gece, Elif’in hayatının dönüm noktası olacağını bilemezdi; masasında yükselen maket, sadece bir yapı değil, umutlarının ta kendisiydi. Ofisteki loş ışıklar, İstanbul’un gece siluetine karışırken, Elif’in parmakları titizlikle, hayallerinin fiziksel formunu oluşturuyordu. “Şehrin Büyüyen Kalbi” projesi, kariyerinin en büyük fırsatıydı. Henüz otuzlu yaşlarının başında, bu devasa kentsel dönüşüm yarışmasına kendi imzasını atmak, Elif için sadece

Şehrin Gölgesinde Bir Yıkım Read More »

Yeniden’in Kırık Kanatları

Elif, o an, en büyük hayalinin kapısını araladığını sanıyordu; oysa açılan kapı, aynı zamanda en derin uçurumuydu. Parmakları, nemli tuğla duvarın pürüzlü yüzeyinde gezinirken, burnuna yeni kesilmiş ahşap ve taze boya kokusu doldu. Burası, çocukluk arkadaşı Burak’la birlikte, yıllardır ilmek ilmek işledikleri, uykusuz gecelerde sayısız kahve eşliğinde ilhamla yoğurdukları “Yeniden Tasarım Atölyesi”ydi. Yarın açılış vardı.

Yeniden’in Kırık Kanatları Read More »

Evlerin Yüksekliği

Sabahın köründe, o plaza camlarının yansıttığı ilk güneş ışınları, Ayaz’ın yorgun omuzlarına değil, henüz uykuda olan şehrin gözlerine vururdu. Ayaz ise, şehrin en yüksek binalarından birinin en üst katlarında, sessizliğin ve pırıltının hüküm sürdüğü bu suni dünyayı, elindeki paspasla usul usul temizlerdi. Aşağıda bıraktığı, eski, yıpranmış, her köşesinde bir yaşam mücadelesinin izini taşıyan mahallesinden o

Evlerin Yüksekliği Read More »

Geciken Şafak

Barış, boğazın iki yakasını birbirine bağlayan köprülerden birine bakarken, sanki o köprü tüm umutlarını ve çaresizliğini de birleştiriyormuş gibi hissetti. Üzerindeki eski, ütüsüz takım elbise, içinde bulunduğu lüks banka lobisinin pırıl pırıl mermerlerine inat, ruhundaki yorgunluğu daha da belirginleştiriyordu. Bugün ilk staj günüydü, hayatını değiştirecek bu adım, annesinin duaları ve babasının “Sakın kimseye mahcup olma

Geciken Şafak Read More »

Gölgedeki Melodi

Zeynep, pencerelerin soğuk camından süzülen solgun kış güneşine baktığında, kalbinde buz tutmuş bir melodi hissetti. Yıllar önce terk ettiği kendi hayallerinin ta kendisiydi bu melodi, şimdi küçük kardeşi Emir’in parmaklarında yankılanıyordu. Fatih’teki eski apartman dairesinin mutfağında, sabah çayını yudumlarken, Emir’in odasından gelen gitar sesi, Zeynep’in yüzüne yorgun bir tebessüm kondurdu. Melodi hem tanıdık hem de

Gölgedeki Melodi Read More »

Yarım Kalmış Bir Kadraj

Elif, davetiyeyi elinde tuttuğunda, ismin beyninin kıvrımlarına nasıl bir şimşek gibi çaktığını hissetti. Selim Karaca. Zamanın, hafızasının tozlu raflarına kaldırdığı, nadiren üzerine düşen bir güneş ışınıyla parlayan, ama çoğu zaman karanlıkta kalmayı tercih eden bir isim. Kalbi, uzun zaman sonra ilk kez, göğüs kafesini zorlayarak atmaya başladı. Yıllar önce o kalbi paramparça ettiğini sanmıştı. Şimdi

Yarım Kalmış Bir Kadraj Read More »

Duvarlardaki Kuş

Ayşe, mutfak penceresinden Boğaz’ın siluetine dalmış, elindeki çayı unuttuğu anları yaşıyordu yine. Her sabah aynı rutin, aynı manzara, aynı yürek burkuntusu. Altmışlı yaşlarının zarif çizgileriyle çevrili yüzünde, kimsenin tam olarak anlayamadığı bir kederin gölgesi dolaşırdı. Başarılı bir mimarlık firmasının sahibiydi, lüks bir hayat sürüyordu ama evi, pahalı tablolar ve antika eşyalarla dolu olsa da, bir

Duvarlardaki Kuş Read More »

Kardeşimin Gölgesinde

Elif’in kahkahası, salonun diğer ucundan bile Emir’in kalbine bir ok gibi saplanıyordu. Kardeşi Can’ın koluna dokunmuş, onun anlattığı fıkraya içtenlikle gülüyordu. Emir, elindeki soğumuş çay bardağını sıkıca tuttu. Bu sahne, hayatının son beş yıldır değişmez bir parçasıydı; her aile yemeğinde, her bayram ziyaretinde, her sıradan pazar akşamında Elif, bu evin ve Can’ın neşesiydi. Ve her

Kardeşimin Gölgesinde Read More »

Scroll to Top