Hikayeler

Kırık Köprüler ve Deniz Kokusu

Can, göğe uzanan cam kulelerin tepesinden İstanbul’a bakıyordu. Elinde sıcak bir kahve, zihninde buz gibi bir pişmanlık. Yıllar önce kaçtığı şehir, şimdi onu demir bir kıskaç gibi geri çekmişti. Başarılıydı, çok başarılı. Mimarlık dünyasında adı biliniyor, projeleri imza niteliği taşıyordu. Ama o başarı, içindeki boşluğu doldurmaya yetmiyordu. Özellikle de her Elif’i hatırladığında… Şehrin bu yakasına,

Kırık Köprüler ve Deniz Kokusu Read More »

Geç Kalmış Bir Çizgi

Elif, pencereden İstanbul’un grileşen siluetini izlerken, elindeki fincanın sıcaklığı avucuna sızıyordu. Kızının odasından gelen hafif müzik sesi, lise son sınıfın getirdiği tatlı telaşı fısıldıyordu. Deniz, odaya yayılan mimarlık dergilerinin ve eskiz defterlerinin kokusuyla uyumlu, tutkulu bir genç kızdı. Tam 17 yıl önce, Elif’in hayatına bir fırtına gibi girmiş, tüm planlarını altüst etmiş, ama aynı zamanda

Geç Kalmış Bir Çizgi Read More »

Safir’in Gözyaşları

O an, aynadaki yabancıya bakarken, hayatının kusursuz bir yalan üzerine kurulu olduğunu henüz bilmiyordu. Aynadaki siluet, pırıltılı Safir Tekstil’in genç ve başarılı yöneticisi Ayşe’ydi. Kırklı yaşlarının başında, gözlerinde yorgunluk kadar azim de taşıyan bu kadın, babasından devraldığı mirası eşi Mert’le birlikte bambaşka bir seviyeye taşımıştı. Dışarıdan bakıldığında, her şeyi vardı: Sıcacık bir yuva, tutkuyla bağlı

Safir’in Gözyaşları Read More »

Yitik Güvenin Gölgesinde

Mert’in mezar taşına dokunan ellerim, kederden ziyade, yasak bir hissin titremesiyle yanıyordu. Toprak henüz tazeydi, çiçeğin kokusuyla ölümün ağır kokusu iç içe geçmişti. Bir aydır her sabah buradaydım. Her sabah Mert’in adını, anlamsız bir fısıltıyla dudaklarımdan döküyordum. Bugün farklıydı. Bugün, adını dahi anmaya cesaret edemediğim bir başkası, zihnimin kuytu köşelerinde fısıldıyordu. “Elif…” Can’ın sesiydi. Hep

Yitik Güvenin Gölgesinde Read More »

Şekersiz Rüya

Elif’in parmakları, her sabahki ritüelinin bir parçası olarak, narin porselen fincanların buz gibi yüzeyinde dans ediyordu. Antika vitrin, özenle dizilmiş, babasından yadigâr çini fincan takımlarıyla doluydu; hepsi de annesi Ayşe Teyze’nin gençlik yıllarına ait, her biri bir hikâye fısıldayan parçalardı. Bu fincanlar, yalnızca bir eşya değil, aynı zamanda çocukluğunun sesiydi; annesinin kahvesini yudumlarken anlattığı hikâyelerin,

Şekersiz Rüya Read More »

Kül Rengi Sırlar

“Koca bir ömrü bir yalanın üzerine inşa edemezsin, Emir. Er ya da geç o binanın temeli çürür.” Emir, annesinin bu sözünü her duyduğunda, içinde yıllardır biriktirdiği kül rengi sırrın ağırlığı biraz daha artardı. O sır, sırtında taşıdığı görünmez bir kambur gibiydi; hayatının her anını, her kararını etkiliyor, en sevdiği insanlara bile tam anlamıyla açılamamasına neden

Kül Rengi Sırlar Read More »

Melodisi Kayıp Bir Hayat

Yirmi yıl sonra, Ayşe’nin piyano tuşlarına dokunuşu sadece çocuklarının uykuya dalması için çaldığı ninnilerle sınırlı kalmıştı; parmak uçları, bir zamanlar fırtınalar estirdiği notaların özlemiyle yanıyordu. Sabahın erken saatlerinde, mutfakta demlenen çayın ve tost makinesinin tıslayan sesleri arasında, hayatının ritmi, bir metronomun tekdüze vuruşları gibiydi. Kızı Ece’nin üniversite sınavı stresi, oğlu Can’ın ergenlik rüzgarları ve Emre’nin

Melodisi Kayıp Bir Hayat Read More »

Şeffaf Duvarlar

Ayşe, elindeki karton kahve bardağının sıcaklığını parmak uçlarında hissederken, köprünün rüzgarıyla saçları savruluyordu. Her sabahki ritüeliydi bu; Anadolu Yakası’ndaki mütevazı evinden çıkıp, trafiği sollayan vapurla Boğaz’ı geçmek, sonra da modern cam binaların yükseldiği Avrupa Yakası’nın kalbine doğru adımlamak. Bugün, diğer günlerden farklıydı. Bugün, ‘Aydoğan Mimarlık’ta ilk iş günüydü. Bir yıl süren stajyerlik ve sayısız uykusuz

Şeffaf Duvarlar Read More »

Geç Kalmış Bir Melodi

Elif, ipekli tülün arasından odasına sızan akşam güneşinin tozlu hüzmesini izlerken, parmağındaki pırlanta tektaşa baktı. Gözlerini kısarak gülümsedi. Nişanlısı Onur’un ona aldığı yüzüktü bu, pırıl pırıl, kusursuz. Tıpkı Onur gibi. Ve tıpkı, kendisinin olması beklenen hayat gibi. Bir hafta sonra giyeceği gelinliğini askıdan indirip yatağın üzerine serdi. Beyazın en saf tonu, incilerle bezeli zarif bir

Geç Kalmış Bir Melodi Read More »

Geçmişin Kırık Camları

Kerem’in hayatı, koca bir mimari projenin titizlikle çizilmiş, kusursuz görünen ama içten içe çürüyen bir maketi gibiydi. Başarılıydı, evet. İstanbul’un en gözde semtlerinde yükselen cam ve çelik kuleler onun imzasıyla ışıldıyordu. Ama o kuleler ne kadar soğuk ve ulaşılmazsa, Kerem’in ruhu da o kadar kapalı ve yalnızdı. Gençlik hatalarının, özellikle de en büyük olanının, gölgesi

Geçmişin Kırık Camları Read More »

Scroll to Top