Hikayeler

Gözyaşımla Dokuduğum İpek Sır

Elif, gülümsediği kadar parlak, parladığı kadar kırılgan bir sırdı. Genç yaşının pırıltısına inat, gözlerinin derinliklerinde eski bir bilgelik, yorgun bir anlayış parıldardı. Üniversite arkadaşları birbiri ardına yurtdışı burslarını, prestijli okulların kabul mektuplarını havaya savururken, Elif, ailesinin Kadıköy’deki mütevazı dairesinin penceresinden İstanbul’un gri gökyüzüne bakıyor, içindeki rüzgarlı boşluğu kimseye belli etmiyordu. Hayalleri, tıpkı o mektuplar gibi

Gözyaşımla Dokuduğum İpek Sır Read More »

Saklı Sandık

Zeynep, evlilik hazırlıkları için annesinin tavan arasındaki eski eşya sandığını karıştırırken, parmaklarının ucu soğuk, kumaşın dokusuna takıldı. Sandığın en dip köşesine, unutulmuş anıların arasına gizlenmiş, küçük, işlemeli, solgun sarı bir bebek patiğiydi bu. Tek bir patik. Annesinin ona ilk sözleri, “Hayatım, eski eşyalarımı da elden geçirmem gerek,” olmuştu. Oysa bu patik, hiçbir eskiliğe, hiçbir hatıraya

Saklı Sandık Read More »

Sessiz Yemin

Elif, hayatını, üzerine titreyen, her kararını iyi niyetle ama bir o kadar da kesin hatlarla belirleyen ailesinin çizdiği yolda yaşıyordu. Otuz yedi yaşındaydı, bir devlet kütüphanesinde çalışıyor, kitap kokulu, sessiz dünyasında teselli buluyordu. Saçları her zaman toplu, giysileri her zaman mütevazıydı. Ailesiyle birlikte, İstanbul’un daha muhafazakar bir semtinde, eski, büyük bir apartman dairesinde oturuyorlardı. Çok

Sessiz Yemin Read More »

Kayıp Melodi

Elif, dükkanının tozlu camından yağmurlu İstanbul sokağını seyrederken, her damlanın düşüşünde kırk yıl önceki o acı dolu gecenin yankılarını duyuyordu. Hayatının bir dönemecinde, gençliğinin baharında, bir hata ve bir ihanetin ortasında, kucağındaki yedi günlük bebeğiyle yapayalnız kalmıştı. Hatırladığı son şey, o uykusuz gecenin sisli griliği, bebeğinin zayıf nefesi ve kulaklarında çınlayan bir doktorun sakinleştirici, ama

Kayıp Melodi Read More »

Yansıyan Sırlar

Elif, fırının sıcak camına yansıyan kendi siluetine bakarken, içindeki boşluğun dışarıdan ne kadar göründüğünü merak etti. Mutfakta mis gibi güveç kokuyordu. Annesi Ayşe, kahkahalarla telefonda bir arkadaşıyla konuşuyor, arada Elif’e göz kırpıyordu. Babası Metin, salonda her zamanki köşesinde, gazetesinin arkasına gizlenmişti. Sıcak bir aile tablosuydu bu; tam da insanların dışarıdan imrendiği cinsten. Ama Elif, bu

Yansıyan Sırlar Read More »

Saklı Alev

Kerem’in Ayşe’ye bakarken gülümsediği an, Elif’in içini buz gibi bir kıskançlık yerine, tuhaf bir anlayışla dolduruyordu. Bu, kendinden bile sakladığı bir sırdı; ablasının kocasına karşı hissettiği, tarifi imkansız, acımasız bir çekim. O an, Kerem’in Ayşe’nin saçlarını okşayan eliyle, sanki o dokunuşun her bir zerresi Elif’in ruhuna işliyor gibiydi. Aile yemeklerinin vazgeçilmez bir parçası olan pazar

Saklı Alev Read More »

Kör Düğüm

Elif, yılların yoğurduğu, bakır kokulu atölyenin avlusunda dururken, gökyüzünün masmavi yüzüne inat, içinde biriken kara bulutların ağırlığını taşıyordu. Sabahın erken saatleriydi, Kapalıçarşı henüz tam anlamıyla uyanmamış, dükkanların demir kepenkleri yarı aralıklı, esnafın günlük koşuşturmacası başlamamıştı. Ama Elif’in ruhu, çoktan fırtınalara teslim olmuştu. Elinde, üzerinde sayılar, tarihler ve Demir’in tanımadığı bir avukatın ismi yazan bir kağıt

Kör Düğüm Read More »

Çiçek Açmamış Bir Düş

Elif’in elleri, makinenin pedalında yılların yorgunluğunu, dudaklarında ise hiç söylenmemiş cümlelerin ağırlığını taşıyordu. Her sabah gün ağarmadan kalkar, küçük mutfağında demli bir çay ve peynirle hafif bir kahvaltı eder, ardından atölyesine doğru yola çıkardı. İzmir’in eski, dar sokaklarından birinde, tek odalı, güneş görmeyen bir terzi atölyesiydi burası. Dışarıdan bakıldığında sıradan, içindeyse Elif’in sessiz hikayeleriyle dolu

Çiçek Açmamış Bir Düş Read More »

Kanıt

Ayşe, kardeşi Can’ın mezuniyet töreninde, alkışlarla yankılanan salonda oturmuş, yüzünde zorlama bir gülümsemeyle etrafa bakınıyordu. Cübbesi ve kepli Can’ın podyumda diplomasını alırken ki gururlu duruşu, Zeynep annesinin gözünden akan sevinç yaşları, babası Mehmet’in titrek elleriyle yakasına astığı karanfil… Her şey mükemmeldi. Herkes mutluydu. Peki neden Ayşe’nin göğsünde, bu kusursuz tablonun ortasında, keskin bir sızı vardı?

Kanıt Read More »

Saklı Yara

Yemek masası, sadece karın doyurmak için bir araya gelinen bir yer değildi Elif için; çoğu zaman görünmez iplerle bağlandığı, nefes almasını zorlaştıran bir sahneydi. Zeytinyağlı enginarın buğusu yükselirken, annesi Ayşe’nin endişeli bakışları masanın her köşesinde, özellikle de Elif’in üzerinde dolaşıyordu. Elif yirmi dokuz yaşındaydı, güzel sanatlar fakültesinden yeni mezun olmuş, hayalleri ruhundan taşıyan genç bir

Saklı Yara Read More »

Scroll to Top