Hikayeler

Kül Rengi Aşk

Kapının zili çaldığında Elif, elindeki fincanı sehpaya bırakıp derin bir nefes aldı. Her Salı olduğu gibi, bugün de bir fincan kahve ve bitmeyen bir huzursuzlukla, ablasının emanetine doğru yolculuğa çıkmaya hazırdı. Burak ve Duru onu bekliyordu. Beş yıl olmuştu Ayşe’nin gidişinden bu yana. Ani ve acımasız bir trafik kazası, Elif’in hayatından ablasını, Duru’dan annesini, Burak’tan

Kül Rengi Aşk Read More »

Kırık Aynalar

Elif, Can’ın uzaklaşmaya başladığını ilk fark ettiğinde, göğsünün ortasına soğuk bir taş oturmuştu sanki. Yılların verdiği alışkanlıkla, o taşın varlığını önce inkar etti. On yıldır evliydi, altı yaşında bir oğulları vardı ve Can’la hayatları, çevredeki herkesin imrendiği o kusursuz tablonun ta kendisiydi. Mimardı Can, yaratıcı, zeki ve her zaman esprili. Elif ise grafik tasarımcıydı; renklerle

Kırık Aynalar Read More »

Bir Avuç Toprak, Bir Ömür Umut

Elif, parmak uçları titrek, buz gibi cam bardağı sıkarken, kış güneşinin pencereden sızan cansız ışıkları bile içindeki donmuş zamanı çözemiyordu. Oturduğu kafede etrafındaki kahkahalar, anlamsız bir gürültüden ibaretti. Onun dünyası, yirmi yıl önce Adana’nın kavurucu sıcağında, bir avuç toprağa emanet ettiği minicik bir hayaletle doluydu. O toprağın altında yatan, hiç büyümeyen, hiç konuşmayan ama varlığıyla

Bir Avuç Toprak, Bir Ömür Umut Read More »

Miras Kalan Aşk

Elif, pencereden dışarıdaki yağmuru izlerken, cama vuran her damlanın Selim’in gidişinin üzerinden geçen binlerce damlayı saydığını düşündü. Tam on dört ay. On dört ay önce, hayatının rengini çalan bir kalp kriziyle eşini toprağa vermişti. Gençti, güzeldi, hayat dolu olması gerekirdi ama Elif’in ruhu, Selim’le birlikte o soğuk toprağın altına gömülmüş gibiydi. Eşi dostu “Zamanla geçer,”

Miras Kalan Aşk Read More »

Kırık Yapraklar

Elif, bilgisayar ekranındaki “Doğa İçin Yaşa” logosuna baktı. Kalbi, aylardır süren bu ritüele alışkın ama her zamankinden daha hızlı çarpıyordu. Bu logo, sadece bir projenin değil, çocukluğundan beri ilmek ilmek ördüğü hayalinin sembolüydü. Kendi sürdürülebilir tasarım ajansını kurmak, sıradan işlerin ötesinde, gerçekten bir fark yaratacak projelere imza atmak… İşte bu, o hayalin ilk büyük adımıydı.

Kırık Yapraklar Read More »

Enkaz

Elif fırından yükselen kek kokusuyla gülümsedi. Defne’nin en sevdiği çikolatalı kekti bu, Murat’ın işten dönüşünü kutlamak için küçük bir jest. Mutfak penceresinden dışarı süzülen akşam güneşinin son ışıkları, mutfak masasının üzerindeki seramik vazoda duran taze çiçeklere vuruyor, odanın içini portakal rengi bir huzurla dolduruyordu. Bu küçük dairede dört yıldır yaşıyorlardı ama her köşesinde kendi hikayeleri,

Enkaz Read More »

Sessiz Yüreğin Gölgesi

Soğuk bir Kasım akşamıydı. Elif, parmak uçları buz kesmiş, günün yorgunluğunu iliklerine kadar hissederken, elindeki son kâğıt poşeti de mutfak tezgâhına bıraktı. Poşetin içinden çıkan, annesi Ayşe Teyze’nin ilaçları ve birkaç parça sebze, tüm gün çalıştığı iki işin ve bir haftalık kısıtlı bütçesinin özeti gibiydi. Dışarıda lodos uğulduyor, pencere kenarındaki saksıda kurumuş fesleğenin dallarını sallıyordu.

Sessiz Yüreğin Gölgesi Read More »

Yarım Kalmış Bir Şarkı

Elif, mutfakta özenle sebzeleri doğrarken, salonun köşesinden gelen kısık seslere kulak kesilmişti. Annesi Meryem Hanım, pencereden dışarıyı seyrederken kendi kendine mırıldanıyordu. Son zamanlarda bu mırıldanmalar artmıştı. Alzheimer’ın sinsi gölgesi, anıların renklerini soldururken, bazen de hiç beklenmedik bir parlaklıkla geçmişten kareleri gün yüzüne çıkarıyordu. Defne, üniversiteden yeni gelmiş, odasına kapanmak yerine anneannesinin yanına sokulmuştu. Elindeki eski,

Yarım Kalmış Bir Şarkı Read More »

Yalanın Temeli

Ayşe, mutfak tezgahında durmuş, taptaze poğaçaların mis gibi kokusunu içine çekerken, pencereden bahçeyi izliyordu. Sabah güneşi, her zamanki gibi usulca süzülüyor, çimlerin üzerindeki çiğ tanelerine pırıltı katıyordu. Yedi yaşındaki oğlu Deniz, babası Emre’nin arkasından koşturuyor, topu yakalamaya çalışıyordu. Emre, her zaman olduğu gibi, sabırla ve gülümseyerek oğlunun peşinden gidiyor, onu haylazca kovalamacaya teşvik ediyordu. Bu

Yalanın Temeli Read More »

Geç Kalmış Bir İlkbahar

Elif, o sabah uyandığında, yatağın soğuk tarafının kendi payına düştüğünü bir kez daha fark etti. Can’ın yeri çoktan boşalmıştı; muhtemelen saatin beşinde kalkmış, her zamanki gibi sporunu yapıp, ardından ofise gitmişti. On altı yıllık evlilikleri, yıllar geçtikçe daha çok bir otobüs terminalinin kalkış saatleri panosuna dönmüştü: düzenli, öngörülebilir ve her zaman bir sonraki durağa odaklı.

Geç Kalmış Bir İlkbahar Read More »

Scroll to Top