Hikayeler

Ertelenmiş Renkler

Elif’in parmak uçları, solmuş boya lekeleriyle ve kurumuş terebentin kokusuyla yıpranmış, eski bir hikaye gibiydi. Her bir çizgisinde, üzerine titrediği tuvalden çok, yıllar önce Paris’in gri tavan aralarında bir yerlerde kaybolan hayallerinin izi vardı. Pencereden sızan akşam güneşi, tozlu atölyeyi aydınlatırken, Elif’in elindeki fırça, boş tuvalin üzerinde kararsızca geziniyordu. Oysa aklında, Babası Ahmet Bey’in salondan

Ertelenmiş Renkler Read More »

Yitik Seslerin Yankısı

Elif, pencereden dışarı bakarken avucundaki soğuk, işlemeli mendili sıkıca tutuyordu. Yıllar geçse de o mendilin dokusu, parmak uçlarındaki o sızı hiç değişmemişti. Her doğum gününde, her anneler gününde bu mendil elinde olurdu; gökyüzüne bakıp, hiç tanımadığı çocuğuna fısıldadığı dualar gibi, suskun bir yakarışın sembolüydü. Bugün de farklı değildi. Ellili yaşlarının sonlarındaydı artık, saçlarına düşen aklar,

Yitik Seslerin Yankısı Read More »

Geçmişin Kırık Aynaları

İstanbul’un gri sonbahar sabahında, Galata’daki sanat galerisinin soğuk mermerlerine düşen ışık bile Ela’nın içindeki boşluğu dolduramıyordu. Yirmi beş yıl önceydi, çeyrek asırlık bir sır, her nefesinde ciğerlerine dolan keskin bir kış rüzgarı gibiydi. Bazen bir şarkı, bazen bir sokak kokusu, bazen de yoldan geçen bir genç kızın gülüşü, o günkü acıyı yeniden canlandırıyordu. Boğazında düğümlenen

Geçmişin Kırık Aynaları Read More »

Taş Duvarın Ardındaki Fısıltılar

Zeynep, kadehini usulca Can’ınkine vurduğunda, gümüş rengi şarap bardağından yayılan tını, boğazındaki düğümü çözmek yerine daha da sıkılaştırmıştı. Şehrin ışıkları Boğaz’ın üzerine bir inci dizisi gibi yayılmıştı; altında her şeyi saran o tanıdık huzursuzluk, ne şarabın ne de manzaranın gücüyle dağılıyordu. Dışarıdan bakıldığında, Zeynep’in hayatı kusursuz bir mimari esere benziyordu. Başarılı bir mimar, yakışıklı ve

Taş Duvarın Ardındaki Fısıltılar Read More »

Bir Sırrın Gürültüsü

Doktorun sesi, Elif’in elindeki rapor kadar soğuktu. Tüp bebek tedavisinin son denemesi de başarısız olmuştu. Rahim duvarı yeterince kalınlaşmamış, embriyo tutunamamıştı. Sayılar, tıbbi terimler beyninde anlamsız bir uğultuya dönüşürken, tek duyduğu o acımasız kelimeydi: “Maalesef.” Elif, telefonu kapatıp banyoya doğru yürüdü. Aynadaki solgun yüzüne baktığında, kırışıkların daha da belirginleştiğini, gözlerinin altındaki koyu halkaların sanki tüm

Bir Sırrın Gürültüsü Read More »

Kaldırımın Mimarı

Boğaz’ın lacivert suları, Elif’in mahallesindeki gri apartmanların çatısından çok daha farklı bir dünyaya akıyordu; bir tarafta çamurlu sokaklar, diğer yanda parlak vitrinler ve fısıltılı zarafet. Elif, bu iki dünya arasında, çocukluğundan beri görünmez bir köprü kurmaya çalışıyordu. Kalemi ve defteri, onun en sadık yol arkadaşlarıydı. Çizdiği her çizgi, içinde büyüyen bir isyanın, bir umudun dışa

Kaldırımın Mimarı Read More »

Yarım Kalan Ninni

Ayşe, Kuzguncuk’taki küçük lokantasının tezgahının arkasındaki duvara asılı, solgun bir bebek fotoğrafına her baktığında, zamanın donduğu o anı yeniden yaşardı. Yıllar önceydi. Gencecik bir anne adayıydı. Kocası Yusuf’la kurdukları yoksul ama sevgi dolu yuvayı şenlendirecek ilk meyveleri olacaktı. Ama olmadı. Doğumdan hemen sonra kucağına verilen minicik, morarmış bedenin ağırlığı, kalbine inen ilk darbe olmuştu. “Bebeğiniz

Yarım Kalan Ninni Read More »

Yitirilen Melodi

Elif’in hayatı, yıllardır özenle sakladığı bir sırrın ince çatlaklarından sızan soğuk bir rüzgarla çalkalanıyordu. Dışarıdan bakıldığında kusursuz bir tablo çiziyordu: başarılı bir grafik tasarımcı, sevgi dolu eşi Cem ile İstanbul’un kalabalığında huzurlu bir yaşam. Ama içindeki o sessiz, derinden gelen sızı, bazen beklenmedik anlarda, bir çocuğun kahkahasıyla, bir ana haber bültenindeki kayıp ilanıyla ya da

Yitirilen Melodi Read More »

Kayıp Bir Melodi

Elif’in hayatı, o kalabalık pazar yerinde, minik elini kendi avucundan sıyıran o anla birlikte sonsuza dek değişti. Eminönü’nün labirent gibi sokakları, baharat kokuları, satıcıların bağrışları ve insan selinin uğultusu, o öğleden sonra onun için bir kabusa dönüştü. “Can!” diye haykırdı, sesi kendi kulaklarına bile yabancı geliyordu. Üç yaşındaki Can, elinden kayıp kaybolduğunda, dünya Elif’in ayaklarının

Kayıp Bir Melodi Read More »

Kulelerin Gölgesindeki Fısıltı

Fatih’in labirent sokaklarında, demir kapılı, yosun kokan dar bir avludan her sabah çıktığında, Ayşe’nin adımları hep aynı ritmi tutardı: Hızlı, kararlı ve umut dolu. Ama bu sabah farklıydı; elinde Levent’in cam kuleleri arasında yükselen Koru Mimarlık’tan gelen mühürlü zarf, sadece bir kağıt parçası değil, iki dünya arasındaki köprünün ilk taşıydı. Boğaziçi Üniversitesi Mimarlık bölümünden, annesi

Kulelerin Gölgesindeki Fısıltı Read More »

Scroll to Top