Abla Sandığım
Elif, mutfak penceresinden sokağı seyrederken, zihni yine yıllar öncesine, anne ve babasının vefatından sonraki o sisli günlere kaymıştı. O zamanlar yirmilerinin sonlarında, kendi genç evliliği ve yeni doğmuş kızı Ceren’le boğuşan, hayatın tüm yükünü omuzlarında hisseden bir kadındı. Babası, küçük birikimleriyle aldığı o üç katlı apartmanı, iki kızına eşit paylaştırarak huzur içinde son yolculuğuna çıkmıştı.
