Hikayeler

Geciken Bahar

Aylin, pencereden dışarıyı seyrediyordu. Yağmur, pencerelere usul usul vururken, mutfaktan gelen çocuklarının gürültülü neşesi, onun içindeki boşluğu daha da belirginleştiriyordu. Otuz beş yaşındaydı ve hayatının akıp giden bir nehir gibi, ne yöne gittiği belirsizleşmişti. Can ile evliliği, yıllar içinde pürüzsüz ama ruhsuz bir yatağa dönüşmüştü. Tutku, eğer bir zamanlar var olduysa bile, yerini rutin bir

Geciken Bahar Devamını Oku »

Yitik Gölge

Elif’in hayatı, boğazına takılan bir balık kılçığı gibi, hep aynı noktada sıkışmış bir hisle doluydu; huzurlu ama hareketsiz, derin ama sessiz. Sabahları işe gidip gelir, akşamları ebeveynlerinin yanına uğrar, hafta sonları ise onlarla vakit geçirirdi. Ankara’nın gri ama tanıdık sokaklarında adımlarken, ailesinin o küçük, sıcak evinin kendisine sunduğu güvenli limanı seviyordu. Ama içten içe, bu

Yitik Gölge Devamını Oku »

Yarım Kalan Hikayeler Masası

Kayıp bir çocuğun gölgesi, yirmi yıldır iki kişilik sofralarında üçüncü bir sandalye gibi duruyordu; boş ama varlığıyla ağırlık yapan. Ayla için zaman, Elif’in o öğleden sonra kaybolduğu ormanlık piknik alanında donup kalmıştı. Takvimler döner, mevsimler değişir, şehir büyür, insanlar yaşlanırdı; ama Ayla’nın iç dünyasında hep o güneşli, hüzünlü mayıs günüydü. Elif, üç yaşındaydı, kırmızı kurdeleli

Yarım Kalan Hikayeler Masası Devamını Oku »

Cam Ev

Ödül törenindeki alkışlar, kristal avizelerin yansıttığı ışıklarla birleşip Elif’in kulaklarını sağır ederken, o anın gerçek dışılığına kendini kaptırmaya çalışıyordu. Yılın Mimarı ödülü, ellerinde tuttuğu, soğuk metalden heykelcik… Herkes onunla gurur duyuyordu. Eşi Can, ön sıradan gözleri parlayarak ona bakıyor, kızı Deniz ise babasının kucağında uyukluyordu. Elif’in yıllardır ilmek ilmek ördüğü, kusursuzluğa adanmış bu cam ev

Cam Ev Devamını Oku »

Gölgedeki Mimari

Bronz heykelciğin soğuk ağırlığı, Caner Yılmaz’ın avucuna yerleştiğinde, omuzlarındaki görünmez yük daha da ağırlaştı. Alkış tufanı, flaşların patlamaları ve gururla parlayan eşi Aynur’un gözleri, bu hissi bastırmaya yetmiyordu. Yılın Mimarı ödülünü alırken, zihninde kızı Deniz’in birkaç gün önceki sözleri yankılanıyordu: “Baba, mimari sadece beton ve camdan ibaret değil, aynı zamanda etik ve sorumluluktur. Bazen bir

Gölgedeki Mimari Devamını Oku »

Dikiş Payı

Kapı zili değil, asırlık dükkânın tahta zeminiyle her adımda inleyen eski kapıydı Ahmet Usta’nın varlığını hissettiren. Deri kokusu, naftalin değil, yıllanmış bir anı gibi genzine dolardı içeri adımını atan her müşterinin. Raf raflara dizilmiş kalıplar, boyaları çatlamış ama hala keskin duran makaslar, cilalı ahşap tezgah ve o tezgahın üzerindeki pirinç çekiç… Her bir parça Ahmet

Dikiş Payı Devamını Oku »

Gözyaşının Ötesi

Ayşe’nin hayatı, kırklı yaşlarının sonuna doğru, kendini annesi Fatma’nın solmuş elleri gibi hissettiriyordu: incelmiş, kırışmış ama direncini kaybetmemiş. Kırıkkale’deki apartman dairesi, çocukluğundan bu yana değişmeyen eşyalarla doluydu; her köşe bir anı, her eşya bir yük gibiydi. Şimdi bu yükün en ağırı, yatak odasında, pencereden sızan akşam güneşinin son ışıklarında uyuklayan annesiydi. Fatma, son birkaç aydır

Gözyaşının Ötesi Devamını Oku »

Bir Çiçeğin Solgun Gölgesi

Elif’in elleri, hayatının bir haritası gibiydi. Kuru, çatlamış derisi, tırnak diplerindeki yerleşmiş inatçı boya lekeleri ve parmak uçlarındaki o görünmez ama hissedilen nasırlar, tekstil atölyesinin tozlu tezgahlarında geçen yirmi yılın sessiz tanıklarıydı. Her gün, güneş daha dağın ardına saklanmadan önce dükkanın kepenklerini kaldırır, pamuk kokusunun, makine gürültüsünün ve bitmeyen endişelerin arasına karışırdı. Gözleri yorgun baksa

Bir Çiçeğin Solgun Gölgesi Devamını Oku »

Zümrüt Yeşili Kutudaki Sır

Duvar saatinin tik takları, Elif’in sessizliğinde yankılanıyordu. Annesinin, Zeynep Hanım’ın vefatının üzerinden tam altı ay geçmişti ve Elif, nihayet odayı toplamaya, geçmişin tozunu silkelemeye karar vermişti. Her eşya, bir anının kapısını aralıyor, hafif bir hüzünle burnunun direğini sızlatıyordu. Annesinin masasının çekmecelerinden birinde, en arkaya itilmiş, neredeyse gözden kaçacak kadar küçük, zümrüt yeşili, oymalı bir ahşap

Zümrüt Yeşili Kutudaki Sır Devamını Oku »

Gölgenin Bedeli

Alkışlar, Deniz’in kulaklarında bir senfoni gibi çınlıyordu. Sahnedeki spot ışıkları, parlak, modern mimari projelerinin devasa ekrandaki görüntüsünü aydınlatırken, aldığı “Yılın En Yenilikçi Mimarı” ödülü elinde parlıyordu. Yüzüne yapıştırdığı müteşekkir gülümseme, kalbindeki buz dağını eritmeye yetmiyordu. Bu başarı, bu zirve, on yıl önce, karanlık bir gölgenin üzerine kurulu gibiydi. Eve döndüğünde, eşi Ayşe ve küçük kızı

Gölgenin Bedeli Devamını Oku »

Yukarı Çık