Hikayeler

Biriken Borç

Emre’nin neşesi mutfağın her köşesine yayılıyordu. Parlayan gözleri, sanki geleceği çoktan avuçlamış gibiydi. “Anne, baba! Aylin’le sonunda karar verdik. O ev… Hani şu Çengelköy’deki, denizi gören. Banka kredisi onaylandı sayılır, ama o peşinat var ya, o peşinat…” Son cümlesi, coşkusunun gölgesinde bir beklentiyle asılı kalmıştı. Ayşe, elindeki taze nane demetini yavaşça tezgaha bıraktı. Yüzündeki gülümseme,

Biriken Borç Devamını Oku »

Taşın Kalbi

Yıllar sonra, bir düğün salonunun soğuk ışıkları altında, hayatının en büyük yanlışının tam karşısında durmak, Elif’in beklemediği bir soğuk duş etkisi yaratmıştı. Demir. Zaman, onun keskin hatlarına birkaç çizgi eklemiş, saçlarına ince beyazlar düşürmüştü ama gözlerindeki o tanıdık, hüzünlü derinlik aynıydı. Zeynep’in nişan töreni olmasaydı, bu karşılaşmanın imkânsızlığını dilemek için elinden geleni yapardı. Ama kızı,

Taşın Kalbi Devamını Oku »

Sır Perdesi Altında

Elif, on beşinci evlilik yıl dönümü yemeğinde, karşısında oturan eşi Mert’e baktı. Loş ışıklı, sakin restoranın penceresinden İstanbul’un ışıkları pırıltılar saçıyordu. Mert’in kırışmaya başlamış göz kenarlarındaki çizgiler, yılların sadece kendilerinden bir şeyler alıp götürmediğini, aynı zamanda onları nasıl da birbirine ördüğünü fısıldıyordu. Sanki her bir çizgi, paylaştıkları bir anının sessiz şahidiydi. Ellerini uzatıp Mert’in elini

Sır Perdesi Altında Devamını Oku »

Fısıltılı Duvarlar

Elif, elleri eskiz defterinin üzerinde, çalan telefonun sesiyle irkildi. Yorgun ama mutlu bir gülümseme yayıldı yüzüne. Arayan Selin’di, sesi her zamankinden daha coşkulu, adeta zafer naraları atıyordu. “Elif, başardık! Cemal Bey’in projesi bizim!” Bu haber, yedi yıldır omuz omuza verdikleri hayallerin, uykusuz gecelerin, sayısız fincan kahvenin ve bitmek bilmeyen tartışmaların zirvesiydi. Renkler ve Ruhlar, Elif’in

Fısıltılı Duvarlar Devamını Oku »

Sırrın Bedeli

Elif, masadaki mumun titrek ışığında Burak’ın yüzündeki ince çizgileri inceliyordu. Yılların değil, son ayların eklediği yorgunluk ve tedirginlik çizgileriydi bunlar. Burak, parmağını bardağının kenarında gezdirirken, gözleri bir noktaya takılı kalmış, sanki geleceğe değil de geçmişin karanlık bir köşesine bakıyordu. Elif’in içeriden getirdiği tiramisu, o anki sessizliğin ortasında absürt bir lüks gibi duruyordu. “Ne düşünüyorsun hayatım?”

Sırrın Bedeli Devamını Oku »

Geciken Hasat

Kaldırımın buz kesen soğukluğu, Dr. Elif Kara’nın ayaklarının altından ruhuna işliyor, oysa parmaklarındaki pırlanta yüzük bile bu iç ürperten gerçekliği gizleyemiyordu. Boğaz’a nazır lüks dairesinin güvenlikli kapısından içeri girerken, dışarıdaki İstanbul’un gri ve yorgun kış manzarası içindeki boşlukla tuhaf bir uyum içindeydi. Otuzlu yaşlarının sonlarında, kariyerinin zirvesinde, ülkenin en prestijli üniversitelerinden birinde bölüm başkanıydı. Adı

Geciken Hasat Devamını Oku »

Karanlık Tohum

Ahmet’in gülüşü, Elif’in dünyasını aydınlatan o tanıdık ışıltısını kaybedeli aylar olmuştu, ama Elif bunu kendine itiraf etmekten kaçınıyordu. Başlarda yorgunluğa, iş stresiyle açıklanabilecek ufak tefek değişimlerdi bunlar. Yemek masasında daha az konuşan, geceleri uykusunda mırıldanan, en sevdiği şarkılara bile kayıtsız kalan bir Ahmet… Elif, bir sabah uyanıp da yatağın diğer tarafının buz gibi boş olduğunu

Karanlık Tohum Devamını Oku »

Karanfil Kokusu

Elif, nişan yüzüğünün parmağında yabancı bir ağırlık gibi durduğunu hissetti. Aynadaki yansımasına baktı. Beyaz gelinliğin provasıydı. Annesi sevinçle etrafında dönüyor, terzinin her ilmeğine müdahale ediyordu. Elif gülümsedi, bu otomatik bir refleksti artık. Serkan iyi bir adamdı. Çok iyi. Güvenilirdi, sevecendi, hayatını planlamış, her detayı düşünmüştü. Evleri hazırdı, işleri yolundaydı. Herkes onları “örnek çift” olarak görüyordu.

Karanfil Kokusu Devamını Oku »

Taşra Ruhlu İstanbul

Atölyenin nemli, talaş kokan havasında, güneşin tek tük sızdığı pencerenin önünde Emre, eski bir sandalyenin çürümüş kolçağını dikkatle oyuyordu. Elleri nasırlıydı ama parmak uçları, ahşabın en ince damarını bile hissedecek kadar hassastı. Her yeni oyuk, geçmişin bir izini siliyor, yerine sabırla işlenmiş yeni bir hayat nefesi bırakıyordu. Yirmi sekiz yaşındaydı Emre ve hayatı bu eski

Taşra Ruhlu İstanbul Devamını Oku »

Çukurcuma’nın Sessiz Hatıraları

Emre, elindeki kadehin şampanyasını yudumlarken, gözleri salonun ortasındaki antika ahşap oyma panoya takıldı. Etrafında fısıltılar, kahkahalar ve cilalı ayakkabı sesleri birbirine karışıyordu ama o, sanki kalabalığın içinden geçip başka bir boyuta sürüklenmişti. Türkiye’nin en iyi mimarlık ofislerinden birinin ortağı olarak, kariyerinde zirvedeydi. Parası, itibarı, her şeyi vardı. Ama bu gösterişli galerideki her bir cam vitrinin

Çukurcuma’nın Sessiz Hatıraları Devamını Oku »

Yukarı Çık