Hikayeler

Taşın Altındaki Eller

Elif, soğuk betonun nemli kokusuna alışkın burnuyla derin bir nefes aldı. Gecenin dördüydü ve Kadıköy’deki o eski apartman dairesi, şehrin soluklanmayan ritminin tam aksine, boğucu bir sessizliğe bürünmüştü. Mutfak masasına eğilmiş, mimarlık projesi için çizdiği kentsel dönüşüm eskizlerine göz gezdiriyordu. Elinde tuttuğu kalem, avucunun içinde terden kayganlaşmıştı. Saatlerdir uykusuzluktan ağrıyan gözleri, hayalindeki estetik ve fonksiyonel

Taşın Altındaki Eller Read More »

Çini Kasadaki Giz

Ayşe’nin parmak uçları, solmuş defterin sararmış sayfalarında gezinirken, odanın tek penceresinden sızan akşamüstü güneşi, tozlu havada raks eden zerrecikleri aydınlatıyordu. Eskiz defteri, ona ait olmayan bir hayatın gizli bir kaydı gibiydi. Her bir çizgi, yarım kalmış bir rüyanın, bir zamanlar içinde yanan bir tutkunun sessiz fısıltısıydı. Yorgun omuzları, günün ağırlığıyla daha da çökmüş gibiydi. Sabah

Çini Kasadaki Giz Read More »

Bir Salkım Üzüm, Bir Tutam Renk

Elif, avucundaki buruşmuş kâğıt parçasını sıkarken boğazında düğümlenen acımsı tadı hissetti. İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nden gelen kabul mektubuydu bu; hayallerinin mürekkep kokulu resmi. Hemen yanında, sehpanın üzerinde, ailesinin göz bebeği, küçük kardeşi Can’ınki duruyordu: ODTÜ Elektrik Elektronik Mühendisliği. Ülkenin en prestijli bölümlerinden biri. Ev, Can’ın başarısıyla yankılanan kahkahalar, gururlu fısıltılar ve çay sesleriyle doluydu. Babası

Bir Salkım Üzüm, Bir Tutam Renk Read More »

Yarım Kalan Bir Masalın İzinde

Güneş, o lanet olası pazar günü, her zamankinden daha parlak doğmuştu. Elif, mutfağın penceresinden içeri süzülen altın rengi ışıklara bakıp gülümsedi. Kızı Deniz, altı yaşının tüm enerjisiyle salonda dönüp duruyor, masal kitaplarının renkli sayfalarından fırlamış bir kelebek gibi neşeyle kanat çırpıyordu. Can, eşi, mutfak masasında gazetelerin arasına gömülmüş, keyifli bir hafta sonu sabahının tadını çıkarıyordu.

Yarım Kalan Bir Masalın İzinde Read More »

Geçmişin Kırık Aynaları

Can, o sabah atölyesine girdiğinde keskin ağaç kokusu her zamanki gibi ciğerlerini doldurdu ama ruhundaki boşluğu dolduramadı. Yıllar süren sessiz, titiz çalışmayla kurduğu, her köşesinde emeği ve dürüstlüğün izi olan bu atölye, onun sığınağıydı. Ceviz, meşe, kestane… Her bir kereste parçası onun için sadece hammadde değil, geçmişten bugüne uzanan kırık bir köprünün parçasıydı. Kırkına merdiven

Geçmişin Kırık Aynaları Read More »

Gecikmiş Bahar

Yirmi yıl geçmişti o günden, yirmi koca yıl. Ama Elif için her yeni gün, oğlunun kaybolduğu o lanet olası çarşamba sabahının tekrarıydı. Zamanın akıp gittiğini gösteren tek şey, aynadaki çizgiler ve kalbindeki boşluğun gitgide büyümesiydi. Masasındaki çerçevede duran, üç yaşındaki Emre’nin yanakları al al, gözleri pırıl pırıl gülümsediği fotoğrafına parmak uçlarıyla dokundu. Bu fotoğraf, kayboluşundan

Gecikmiş Bahar Read More »

Yansıyan Gerçeklik

Deniz kenarındaki o küçük evin hayalini kurarken, Elif, Can’ın gözlerindeki parıltının aslında bir yansıma olduğunu henüz bilmiyordu. Can, hayatının fırtınalı denizinde bulduğu limandı; güçlü, karizmatik, anlayışlı ve her zaman doğru kelimeleri bulan. Tanıştıkları günden beri altı ay, bir ömre bedel gibi gelmiş, her geçen gün birbirlerine daha sıkı sarılmışlardı. Evlilik teklifi geldiğinde, Elif tereddütsüz kabul

Yansıyan Gerçeklik Read More »

Kelebek Etkisi ve Gölgesi

Alkışlar kulaklarını sağır ederken, Can’ın içindeki boşluk boğazını sıkıyordu. Sahnedeydi, İstanbul’un en prestijli mimarlık ödülünü kucağında tutuyordu. “Kelebek Etkisi Kent Projesi” adını verdiği eseri, şehrin göbeğine modern ve sürdürülebilir bir yaşam alanı vaat ediyordu. Jüriden tam not almış, basında günlerce manşet olmuştu. Oysa her tebrik, her parıltı, ruhundaki çatlağı biraz daha derinleştiriyordu. İki yıl önce,

Kelebek Etkisi ve Gölgesi Read More »

Kırık Camlar Şehri

Elif, hayatını, geçmişten kalan boşlukları ustaca kamufle ettiği bir dantel gibi örmüştü. Her ilmek, titizlikle seçilmişti; her detay, mükemmeliyeti fısıldıyordu. Üsküdar’da, denize nazır modern ofisinin pencerelerinden baktığında, boğazın pırıltısı, içinde sakladığı derin sessizliği boğmaya yetmiyordu. Kırkına merdiven dayamış, başarılı bir mimar olarak, çoğu zaman “her şeye sahip” olduğu düşünülüyordu. Ama o biliyordu ki, en sağlam

Kırık Camlar Şehri Read More »

Kaybolmuş Renklerin Gölgesi

Elif, o sabah da eline bulaşan taze simit kokusunun, on beş yıl önceki bir kış sabahının ayazıyla nasıl iç içe geçtiğini düşündü. Parmak uçlarındaki susam taneleri, belleğindeki tozlu bir anıyı canlandırıyordu. Beyoğlu’ndaki küçük tekstil ofisine doğru yürürken, gökyüzüne asılı gri bulutlar şehrin üzerine ağır bir örtü sermişti. Hava soğuktu, tıpkı o sabah gibi. Kardeşi Mert,

Kaybolmuş Renklerin Gölgesi Read More »

Scroll to Top