Hikayeler

Yüksek Duvarlar

Elif, İstanbul’un gri, beton yığınları arasına sıkışmış mahallesindeki küçücük dairesinin penceresinden dışarı bakarken, camın buğusuna parmağıyla bir siluet çizdi. Yüksek, modern bir bina. Gökdelenlerden biri değildi çizdiği, daha çok bir apartman kompleksiydi, ama Elif’in gözünde bir saraydan farksızdı. Her bir katında ayrı bir hayal, ayrı bir umut taşıyan bir yapı. Yarın, hayatının bu çizgiyle kesişeceği

Yüksek Duvarlar Read More »

Gözlerdeki Gölge

Çocukluk hevesiyle kurulan bir lunaparkın cıvıltıları, Ayşe’nin kulaklarında sönük bir fısıltıdan öteye geçmiyordu; zira gözleri, kalbinin on yedi yıldır boş kalan köşesini doldurabilecek bir gölgeye takılmıştı. Sıradan bir pazar günüydü, ama Ayşe için sıradanlık o gün sona ermişti. Yıllardır süren o dipsiz, isimsiz sızı, göğsüne sıkışan o buz gibi ağırlık, bir anda somut bir hedef

Gözlerdeki Gölge Read More »

Gölgedeki Oğul

Elif’in düğün hazırlıkları, Boğaz’ın serin rüzgârıyla pencereden içeri dolan hanımeli kokusu gibi sarmıştı yalıyı. Her köşe bucak neşe, telaş ve tatlı bir heyecanla doluydu. Ayşe Hanım, tüllerle, dantellerle dolu odayı düzenlerken, gelini olacak kızının hayalleriyle kendi gençliğini harmanlıyordu içten içe. Ekrem Bey ise, her zamanki gibi bahçedeki kamelyada oturmuş, elindeki gazeteye gömülmüş, bu tatlı curcunayı

Gölgedeki Oğul Read More »

Cam Duvarların Ardında

Elif’in elleri, Demir ailesinin geniş, gösterişli kütüphanesinin tozlu raflarında usulca gezinirken, gözleri okuduğu kitapların isimlerinden çok, evlerinin dışından gelen şehrin uğultusuna takılıyordu. Her bir cilde dokunuşu, kendi hayatıyla bu duvarların ardındaki hayat arasındaki uçurumu daha da keskinleştiriyordu. Kendi evlerindeki daracık, rutubet kokan kütüphanesinde, her biri özenle seçilmiş birkaç kitaptan başka ne vardı ki? Burada ise,

Cam Duvarların Ardında Read More »

Kırık Camların Ardındaki Gölgeler

Metin, ofisinin penceresinden Haliç’in gri sularına bakarken, içindeki o tanıdık, kemirici sızının her zamankinden daha keskin olduğunu hissetti. Hava, İstanbul’un bitmek bilmez kışlarından biriydi; kurşuni bulutlar şehrin üzerine çökmüş, her şeyi boğuk bir belirsizliğe teslim etmişti. Tıpkı Metin’in ruhu gibi. Başarılı bir mimarlık firmasının kurucusu, örnek bir aile babası, çevresinde saygı gören bir iş insanıydı.

Kırık Camların Ardındaki Gölgeler Read More »

Girdap

O kalabalık, sesin yankılandığı panayır alanında, bir anlık dalgınlık Elif’in hayatını sonsuza dek değiştirecekti. Can, bembeyaz tişörtünün ve kırmızı şortunun içinde, elindeki rengârenk uçurtmayı havaya kaldırmaya çalışıyor, kahkahaları şenliğin uğultusuna karışıyordu. Elif, kocası Mert’e dönüp “Ne kadar da büyüdü, değil mi?” demek için bakışlarını ondan ayırdığında, sadece iki saniye geçtiğini sanıyordu. Ama kafasını çevirdiğinde, Can

Girdap Read More »

İkinci Nefes

Elif’in parmakları titreyerek, o buz gibi matbaadan çıkmış kâğıdı zarftan sıyırdı. Gözleri, gelin ve damat isimlerine kaymadan önce, zarfın üzerindeki tanıdık el yazısına takıldı. Cem’in kardeşi Aykut’un düğün davetiyesiydi. Yılların tozunu, üzerlerindeki tüm anıları savurarak gelen, beklenmedik bir yumruktu bu. Davetiyenin köşesindeki sade “Cem ve ailesi” ibaresi, Elif’in kalbinde paslı bir kapıyı aralayıp içeriye soğuk

İkinci Nefes Read More »

Geçmişin Kırık Aynaları

Kocaman camlardan içeri süzülen güneş, Boğaz’ın pırıltısını Elif’in modern dairesinin cilalı parkelerine taşıyordu. Mükemmeldi. Her şey. Giyinme odasındaki o titizlikle sıralanmış tasarım kıyafetlerden, mutfaktaki son teknoloji kahve makinesine, her köşede sanatsal bir dokunuş taşıyan tablolarına kadar. Eşi Can, başarılı bir mimar, kendisi ise önde gelen bir yayınevinde editördü. Kendi çabalarıyla, tırnaklarıyla kazıyarak inşa ettiği bu

Geçmişin Kırık Aynaları Read More »

Araf

Elif, oturduğu apartmanın dokuzuncu katından, şehrin üzerine çöken akşam griliğini seyrederken, kendi hayatının da benzer bir renge büründüğünü düşündü. Ne tamamen karanlık ne de aydınlık, sadece gri. Gri bir sabah, gri bir öğle, gri bir akşam… Yedi yaşındaki kızı Defne’nin kreşten dönüş saati yaklaşıyor, kocası Cem’in işten gelmesine ise birkaç saat vardı. Her şey rutindi,

Araf Read More »

Mavi Kanatların Gölgesinde

Elif, yılların yıpratıcı sessizliğini arkasına alıp, küçük, loş kafesinin penceresinden dışarıyı seyrediyordu. “Mürekkepten Hayaller” adını verdiği bu yer, sadece bir kafe ve kitapçı değil, aynı zamanda onun sığınağıydı. Duvarlara asılı soluk fotoğraflar, eski kitap kokusu ve hafif caz müziği, dışarıdaki İstanbul’un amansız gürültüsünü içeri sokmaz, ruhuna nüfuz eden o dinmez acıyı bir nebze olsun hafifletirdi.

Mavi Kanatların Gölgesinde Read More »

Scroll to Top