Hikayeler

Sökülen İlmek

Kerem, babasından miras kalan atölyenin loş ışıkları altında, iplik yığınlarına vuran gölgeleri seyrederken, sırtında hissettiği yükün ağırlığıyla bir kez daha omuzları çöktü. Yıllar geçmişti babası vefat edeli, o günden beri bu köhne fabrikayı ayakta tutmak için çırpınıyordu. Çocukluğunun ve gençliğinin geçtiği bu tozlu koridorlar, şimdi ona umut yerine yorgunluk fısıldıyordu. Makine sesleri, sanki eski bir

Sökülen İlmek Read More »

Unutulmuş Bir Nefes

Ayşe, kırklarını devirmiş, yorgun ruhlu bir kadındı. İstanbul’un kalabalık semtlerinden birinde, sokağa bakan küçük çiçekçi dükkanının camından şehrin gri siluetine takılı kalan bakışları, içindeki boşluğu yansıtırdı. Her sabah aynı rutini takip ederdi: kepenkleri açmak, çiçekleri sulamak, rafları düzenlemek. Sanki düzen, içindeki kaosu dizginlemenin tek yoluydu. Ama her yıl, Mayıs ayının on yedisi geldiğinde, o düzen

Unutulmuş Bir Nefes Read More »

Yitik Suretler

Elif, o gece yatağına uzandığında, yanı başında uyuyan Cenk’in düzenli, huzurlu nefes alış verişinden çok, salonda saatler önce biten sohbetin yankısını dinliyordu. Her şey, her zaman olduğu gibiydi. Cenk, günün yorgunluğunu birkaç dakika içinde derin bir uykuya teslim ederek atmış, Elif ise gözleri tavanda, zihni darmadağın, uykuyu bekliyordu. Hayatları, kimselerin yadırgamayacağı, dışarıdan bakıldığında kusursuz denebilecek

Yitik Suretler Read More »

Sessiz Fırtına

Elif, sabah kahvesini karıştırırken pencereden dışarı, griye çalan İstanbul sabahına bakıyordu. Oysaki aklı, o sabah aynada gördüğü yorgun kadının gözlerindeydi. Kırklı yaşların eşiğinde, başarılı bir kariyeri, yedi yaşında pırıl pırıl bir kızı, iyi bir eşi ve düzenli, konforlu bir hayatı vardı. Dışarıdan bakıldığında her şey mükemmeldi, Elif’in hissettiği o derin, isimsiz boşluk hariç. Eşi Can,

Sessiz Fırtına Read More »

Miras Kalan Gölge

Elif, parmaklarının ucunda hissettiği mermerin soğukluğunu iliklerine kadar yaşarken, Mert’in adının kazılı olduğu mezar taşına bakıyordu. Bir yıl olmuştu. Tam bir yıl. Zaman, insanların “yaraları sarar” dediği o sihirli değneği sanki sadece başkalarının üzerinde gezdirmişti. Onun içinse her gün, dün gibi taze bir acının farklı bir tonuydu sadece. Gözleri, toprağın üzerine titrekçe bıraktığı papatyalara takıldı.

Miras Kalan Gölge Read More »

Gözdeki Çapak

Emre’nin hayatı, o gri, kasvetli Ankara sabahlarından birinde, çocukluk arkadaşı Murat’tan gelen telefonla aniden değişmişti. Yıllardır süregelen sessiz bir mücadele, küçük, zorlu bir mimarlık ofisinin dört duvarı arasında sıkışıp kalmış hayaller ve ödenmeyi bekleyen faturalar… Umut Mimarlık adını verdikleri bu küçük yer, adının aksine Emre’ye pek de umut vermiyordu son zamanlarda. Ta ki Murat’ın “Buldum

Gözdeki Çapak Read More »

Gözdeki Toz, Eldeki Çamur

Ela’nın elleri, her gece eve döndüğünde, sanki gün boyu tırnaklarını toprağa sürtmüş gibi yanardı; oysa o, sadece başkalarının parıldayan geçmişlerini hayata döndürmeye çalışıyordu. Yirmi iki yaşındaydı, Mimar Sinan’da konservasyon ve restorasyon son sınıf öğrencisiydi ve Nişantaşı’nın arka sokaklarından birindeki o küçük, tozlu atölyede, üniversite harcını ve ev kirasını çıkarmak için antikacıların getirdiği yıpranmış objeleri onarıyordu.

Gözdeki Toz, Eldeki Çamur Read More »

Kırık Kuşun Şarkısı

Yirmi yıl geçmişti ama Ayşe, kızının o gün kayboluşunu dünkü bir rüya gibi taze tutuyordu zihninde. Sanki az önce olmuş, kalbindeki yara hâlâ kanıyordu. Akşamüstüydü. İskilip’in taşlı sokakları, güneşin batışıyla kızıl bir renge bürünürken, Ayşe yaşlı ve yorgun gözlerini pencereden dışarı dikmiş, evlerin damlarına konan kuşları izliyordu. Her kanat çırpışta, içinde bir umut titreşiyor, sonra

Kırık Kuşun Şarkısı Read More »

Yıkılan Duvarlar

Elif, yıllanmış mimari projelerin yıpranmış sayfalarına dalmışken bile, zihninin bir köşesinde hep aynı görüntü dönerdi: Kuzguncuk’taki o virane ahşap ev. Grileşmiş, zamanın yorgunluğunu sırtına yüklenmiş, balkon demirleri paslanmış, ama her bir köşesi hikaye anlatan o ev. Elif için bir evden çok ötesiydi; Kaan’la paylaştıkları geleceğin, sabırla, aşkla ve ortak bir vizyonla yeniden inşa edecekleri hayatlarının

Yıkılan Duvarlar Read More »

Sessiz Harflerin Hikayesi

Ayşe, elleri tebeşir tozundan bembeyaz, gözleri ise pencereden süzülen soluk güneşte, uzaktaki bir ekrana kilitlenmişti. Karşısındaki tabletin camından yansıyan görüntü, parlak kahvelerle dolu bir masada oturan, gür kahkahalarla gülen, modern ve zarif bir kadına aitti. Elif. Kardeşi. İstanbul’un kalbinde, başarıyla kurduğu bir mimarlık ofisinin parlayan yıldızı. Ayşe’nin baktığı ekran, Elif’in son projesi için verdiği röportajın

Sessiz Harflerin Hikayesi Read More »

Scroll to Top